Güzel Yaşamak

    Doç. Dr. Faik ARDAHAN
    Akdeniz Üniversitesi Korkuteli Meslek Yüksekokulu Müdürü
    0

    Yaşamanın kendisi içinde bulunduğumuz yaşam evrelerinde hem farklı algılanır ve hem de beklentileri farklıdır. Sözgelimi daha bebekken düşmeden yürümeyi becerebilmek verilen en büyük mücadele iken, yaşlılık döneminde ise belki de yemek yapabilmek, dökmeden yiyebilmek, duş alabilmek, evi temizleyebilmek gibi, genç birisi için basit yaşamsal eylemleri yerine getirebilmektir.

    Belki de en doğru tanımlamayla, yaşamanın kendisi farkında olunan boyutuyla bir bilinç meselesidir. Tercih meselesidir. Elbette “kader” olarak algılanan boyutu olsa bile içinde bulunduğumuz iç ve dış çevre faktörleriyle etkilenebilen, dönüştürülebilen boyutları da vardır.

    Yaşamak çok dilli bir zenginliğe dönüştüğü sürece keyif alınabilen bir boyuta dönüşebilir. Hep kişinin kendisine yetebilmesi esastır. Bugüne kadar bu konu ile ilgili olarak, kişisel bakımı yapabilmek, kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilecek mental, fiziksel ve duygusal güçlülük, mobilite üzerinde durulmuştur. 

    Elbette bunların hepsi gerekli düzeyi tarif eder ama yeterli değildir. Çünkü kişinin kendisine yetebilmesi kişisel ihtiyaçlarını giderebilmek gibi bir boyuttan algılanabileceği gibi daha geniş boyutta evi temizleme, soba yakabilme, pazar veya market alışverişine gidebilme, gerektiğinde evdeki tamirat ve tadilatları yapabilme, ufak tefek sökük ve yırtılmaları tamir edebilme gibi gündelik ihtiyaçları da giderebilmeyi de içine alır. Hatta buna; yeteri kadar hastalık bilgisi, hukuk bilgisi, beslenme bilgisi, egzersiz bilgisi gibi bilgi düzeylerini de yaşama dâhil etmeyi gerektirir.

    Bir adım daha ileri gidersek rekreasyon boyutundan baktığımızda modern insanın şu yedi dili etkili şekilde biliyor ve kullanıyor olmasını da yaşamak bilincine ilave etmek gereklidir.

    • Ana dili yanında her birey kendi sosyal ve profesyonel duygu ve ihtiyaçlarını ifade edebilecek ve başkasının ifade ettiklerini anlayabilecek düzeyde yabancı dil bilgisine sahip olmak.
    • En az bir sporu iyi düzeyde, diğerlerini de başkasına keyif verecek düzeyde yapabilmek.
    • Yöresel, ulusal düzeyde folklorik dansları yapabilmenin yanında dünyada bilinen dansları da yapabilme.
    • Yöresel, ulusal düzeyde yemek ve lezzet bilgisinin yanında uluslararası düzeyde bilinen lezzetleri gündelik sosyal yaşama dâhil edebilme.
    • Bir müzik aletini yöresel ve ulusal ezgileri çalabilmenin yanında uluslararası düzeyde bilinen ezgileri çalabilme hatta söyleyebilme.
    • Bir başka hayata, bir başka bedene, ellerle, sözlerle dokunabilme. Masaj yapabilme. İyi olma hali yaratabilme.
    • Bireyin kendi kişiliğiyle bütünleşmiş hobilerinin olması. Bunlar; ciddi boş zaman faaliyetleri olarak tanımlanan her koşulda yaptığı, vaz geçmediği, kendisine rekreasyonel ve sosyal kariyer elde ettiği hobilerinin olması.

    Yaşamın içinde Mutluluk, Tatmin, Sağlıklı olma ve İyi olma hali yaratmanın yolu, yaşamanın bilinçli olmasıyla mümkün. Her şeyi; bilerek, isteyerek, tercih ederek yapmaktır yaşamak. 

    Diğer bir deyişle Nazım Ustanın Yaşamaya Dair şiirinde dediği gibi;

    Yaşamaya Dair

    I
    Yaşamak şakaya gelmez,
    büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
    bir sincap gibi mesela,
    yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
    yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
    Yaşamayı ciddiye alacaksın,
    yani o derecede, öylesine ki,
    mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
    yahut kocaman gözlüklerin,
    beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
    insanlar için ölebileceksin,
    hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
    hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
    hem de en güzel en gerçek şeyin
    yaşamak olduğunu bildiğin halde.
    Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
    yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
    hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
    ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
    yaşamak yanı ağır bastığından.

    II

    Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
    yani, beyaz masadan,
    bir daha kalkmamak ihtimali de var.
    Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
    biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
    hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
    yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
    en son ajans haberlerini.
    Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
    diyelim ki, cephedeyiz.
    Daha orda ilk hücumda, daha o gün
    yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
    Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
    fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
    belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
    Diyelim ki hapisteyiz,
    yaşımız da elliye yakın,
    daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
    Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
    insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
    yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
    Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
    hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak…

    III

    Bu dünya soğuyacak,
    yıldızların arasında bir yıldız,
    hem de en ufacıklarından,
    mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
    yani bu koskocaman dünyamız.
    Bu dünya soğuyacak günün birinde,
    hatta bir buz yığını
    yahut ölü bir bulut gibi de değil,
    boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
    zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
    Şimdiden çekilecek acısı bunun,
    duyulacak mahzunluğu şimdiden.
    Böylesine sevilecek bu dünya
    “Yaşadım” diyebilmen için…

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here