İyi Bilirdik

    Öğr. Gör. Fatma YİĞİT AÇIKGÖZ
    Akdenizden Haber Genel Yayın Yönetmeni, Akdeniz Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürü
    0

    İyi bilirdik! Kimi iyi bilirdik? Tabi ki merhumu iyi bilirdik. Çünkü henüz hayattayken birisi için iyi sözler söylemek maalesef pek alışık olduğumuz bir durum değil. Birinin iyi bir insan olduğunu, iyi işler yaptığını takdiri hak ettiğini söylemek için illa ölmesi mi gerekiyor. Nedir bizi alıkoyan filanca güzel insandır, iyi işler yapar onu takdir ediyorum demekten. Başkasına güzel sözler sarf edince azalır mıyız ya da ezilir miyiz? Elbette hayır. Aksine, C.W. Hall’in de dediği gibi “Başkalarının iyi taraflarını bulup takdir etme alışkanlığı, insanın ruhunu zenginleştirir…”

    Evet şöyle bir düşünelim mi yüzüne ya da gıyabında gün içinde kaç kişiyi eleştiri bombardımanına tutuyoruz? Peki, bir de aksini düşünelim kaç kişinin elini sıkıp tebrik ediyoruz yaptıklarından dolayı ya da arkasından iyi bahsediyoruz? Hep birini eleştirmek için bahanemiz var değil mi? Onu başardı ama şu yardım etmeseydi hayatta başaramazdı! Kazandı ama kesin torpili vardır! Parayı kazanmış ama kim bilir nasıl! vs… Uzar gider bizim aleyhte konuşmalarımız, kimsecikleri beğenmeyişlerimiz. Oysaki ne olur aferin, helal olsun, tebrik ederiz desek?  Ne mi olur; başarıyı takdir etmiş oluruz. O kişiyi kendisi, çevresi, ülkesi için güzel işler yapması adına daha da yüreklendirmiş oluruz. Kendimiz adına da yüreğimizin temizliğini karşı tarafa yansıtmış oluruz. Çünkü biliriz ki başkasının başarısı ile gurur duyabilen insan hasetlik duygusundan arınmış, yüreği güzel ve kendisi ile barışık insandır. Kendisi ile barışık insanın kimse ile derdi olmaz. Kendisi ile barışık insan kendisinin hangi değerler manzumesine sahip olduğunu bilir bu nedenle de “insan” değeri bilir. Ve ne mutlu o insana…

    Unutmamalıyız ki, kendini seven insan başkasını sever, kendine saygı duyan insan başkasına saygı duyar, üreten ve başarılı olduğunu düşünen insan başkasının başarısı ile de gurur duyar ve bunu dile dökmekten çekinmez. Başkasına saygımız yoksa ve başkasını takdir edemiyorsak kendimize yönelmeliyiz. Bu noktada La Bruyere’nun “Başkalarını övmeyenlere, daima yerenlere, kimseden memnun olmayanlara bakın; bunlar kimsenin kendilerini beğenmedikleri insanlardır.” Sözüne katılmamak elde değil.

    Eğer etrafımızda güzel işler yapan insanlar varsa “illaki vardır” ve biz bunları görmüyor, övmüyor sürekli yeriyorsak korkarım biz de kimseden takdir kazanamayan ve bunu bir şekilde başkalarına yansıtan ve sanırım en önemlisi de kendisini sevmeyen insanlardanız! Belki her şeyden önce kendimizi sevmeyi öğrenmeliyiz. Kendimize yapacağımız en büyük iyilik bu olur bence. Sonrası mı? Sonrası tüm insanları hatta tüm canlıları sevmek olur.

    Maalesef dünyamız o kadar çirkinliklerle doldu ki, yüreğimizi acıtan, ruhumuzu sıkan o kadar kötülük var ki iyiliklerin, güzelliklerin kıymetini bilmek gerekiyor. Çünkü unutmamalıyız ki etrafınca takdir görmeyen, beslenmeyen her duygu önce zayıflar sonra da yok olur. İyilikleri çoğaltmak bizim elimizde. Güzel anmak güzel anılmak temennimiz olsun…

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here