Mesleki Eğitimin Önemi ve MYO’lar

    Ümit Yalman
    Gazeteci-Yazar
    0

    “Yetişmiş ara elaman…”
    “Kaliteli üretim süreci…”

    Çoğumuzun aşina olduğu cümleler bunlar. Eğitim her alanda önemli. Kulaktan dolma bilgiler ustalardan çıraklara geçen deneyimler. Evet, zincirin halkaları birbirine ulanıyor, çark işliyor. Peki, bu üretimde yeterli mi? Kalkınmış ve refah düzeyini yakalamış bir Türkiye’nin geleceği, eğitimden ve bilgiyle donanmış genç nesillerin yetiştirilmesinden geçer. Bunda da mesleki eğitimin payı oldukça büyüktür. Gençlerin mesleki teknik eğitime yönlendirilmesi gerekir. Böylelikle yetiştirilecek nitelikli işgücünün ekonomiye kazandırılması sağlanmış olur. Nitelikli mesleki teknik eğitim alınarak sanayi, bilişim ve hizmet sektörlerinde istihdam sağlanmış olur.

    Meslek liseleri bu eğitimde zincirin ilk halkasını oluşturur. Birinci basamak eğitim-öğretimden sonra mesleki eğitimin ilk basamağı meslek liseleridir. Her sektöre tekniker yetiştirir. Mezun olan öğrencilerin eli ekmek tutacak duruma gelir. Muhasebe okuyan muhasebeci, sağlık meslek lisesi okuyan birinci basamak sağlık personeli olabiliyor. İstenirse örnekler çoğaltılabilir alanlara göre.

    Peki, bu noktada sormadan edemeyeceğim. Lise eğitimi bir öğrencinin elinin ekmek tutmasında hangi işlevi yerine getiriyor. Genel lise öğrencileri, öğrenimleri sırasında bir mesleki beceri edinememektedirler. Üniversiteye giremeyen genel lise mezunu işsizlikle yüz yüze kalır. Meslek lisesi öğrencileri ise teknik bilgi ve becerilere sahip ara eleman veya teknisyen olabilirler.

    Ya meslek yüksekokulları? Onlar neden gerekli? Geleneksel yöntemlerle yapılan üretim sürecinde bir işe çırak olarak başlarsın. Devamında yıllarını verir, mesleki tecrübeni biriktirir kalfa olursun. Ustalık ise en az bir o kadar daha birikime bakar. Bunun belgesini alabilmek için de sınava tabi tutulursun.

    Peki, meslek yüksekokullarında eğitim alırsan?

    Meslek yüksekokulları bu eğitimi sana verir. Güncel teknoloji, geleneksel tecrübeler… Öğrenimini gördüğün sektörde yapılan stajlar da eğitimini mesleki tecrübe ile taçlandırır. Mezun olduğunuzda ve diplomanızı elinize aldığınızda artık alanınızda sektörde çalışmaya hazır, donanımlı bir insan oluyorsunuz.

    Türkiye’de gençlerin mesleki eğitime yönelik ilgisi olması gerekenin çok altında. Bunun temel nedeni gençlerin iş bulma olanaklarının üniversite mezunu öğrenciler için daha fazla olduğunu düşünmeleridir. Oysa üretim, sanayi nitelikli ara eleman bulamamaktan şikâyetçidir. Bütün bunların üstüne bir de üniversite mezunlarının işsiz kalma oranını da eklersek mesleki eğitime ilginin artması için bir şeyler yapılması gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır.

    Bir ülkede herkes doktor ya da avukat olamaz. Sektörlerin eleman ihtiyaçları kısıtlıdır ve çok çeşitlidir. Düşünün ki her birey üniversitesini okuyup inşaat mühendisi olsa, o sektörde diğer işleri kim yapacak. Bir inşaat sektöründe düşünün ki bir kepce ya da iş makinası operatörü mühendisten fazla ücret almaktadır. Bir mühendisten çok diğer alanlarda çalışacak elemana ihtiyaç vardır. Ara elemanların iş bulma imkânları daha fazladır. Bir inşaat için bir mühendis yeterli olurken, o inşaatın ilerlemesi için onlarca farklı kolda yüzlerce ustaya ve kalfaya ihtiyaç vardır. Herkesin işini uzmanlıkla yaptığı bir sektörde ise işler aksamadan ilerler.

    Avrupa ülkeleri mesleki eğitimin önemine yıllar önce haiz olmuş. Öğrenciler birinci basamak eğitimlerinin ardından orta öğretimde yetenekleri test ediliyor. Bu yeteneklere göre ise mesleki eğitim alanlarına yönlendiriliyor.

    Almanya örneğinden yola çıkacak olursak dünyanın en güçlü sanayi ve üretim yerlerinden bir tanesidir bu ülke. Dünya üzerinde ürettiği her parçada kalitenin sembolü olmuştur. Disiplin, bilgi ve birikimin yanı sıra mesleki eğitim Almanya’yı sanayide dünya devi yapmıştır. Mesleki eğitimi de en iyi uygulayan ülkelerden biridir Almanya.

    Kendimden örnek verecek olursam ben de meslek lisesi mezunuyum. Daha önce de bahsettiğim gibi ülkemizde mesleki eğitimin yelpazesi son derece geniştir. Meslek lisesi deyince Türk toplumunun aklına muhasebe ya da torna tesviye bölümleri geliyor. Ama ben mesleğimin ilköğrenimini iletişim meslek lisesi okuyarak tamamladım. Hatta mesleki eğitimdeki ilk zorunlu staj yerim ATV televizyonu oldu. Oradan başlayan meslek serüvenim yaklaşık 18 yıldır da sürmekte. Meslek lisesinden mezun olduktan sonra isterseniz de alanınızla ilgili yükseköğreniminize devam edebilirsiniz. Ben öyle yaptım. Yapmasam da olur muydu? Elbette. Ben mesleğimi icra ederken öğrenimime de devam etme fırsatı buldum.

    Diyeceğim odur ki; mesleki eğitimin önemi artık günümüzde fark edilmedi. Sanayi ve teknoloji gelişimi arasında dünya üzerindeki sayılı devletlerin arasına çoktan girmeliydik. Zararın neresinden dönülse kardır. Vakit biraz daha ilerlemeden çocuklarımızı yetenek ve heveslerine göre mesleki eğitime yönlendirelim. Siz meslek yüksekokullarında okuyan gençler; size de diyeceğim iş bulma ile ilgili karamsarlık duygularınızı artık bir kenara bırakma vakti. Alanında yetişmiş ve kendini geliştirmiş her elemana sektörlerin ihtiyacı olduğunu unutmayın! Okuyun, araştırın ve teknolojiyi yakından takip edin. Neler yapabileceğinizi bazen kendiniz de tahmin edemezsiniz.

    Ülke olarak genç nüfusu fazla, üretim olarak kapasitesi çok olan bir ülkede yaşıyoruz. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak hep daha iyisini hak ediyoruz. Unutmayın ki bir milletin geleceği gençleridir. Genç nüfusu araştıran ve gelişen ülkeler dünya arenasında daima hep bir adım önde olmuşlardır.

    Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi eğitimde muasır medeniyetler seviyesini gün geçmeden yakalamalıyız.

    Türkiye’nin üreten ve geliştiren gençlerine daima ihtiyacı var.

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here