Antalya Mevlevîhânesi İrfan Meclisi’nin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Türk İslâm Edebiyatı öğretim üyesi Prof. Dr. Zülfikâr Güngör, “Hz. Mevlânâ ve Mesnevî’yi Anlama Yolculuğu” konulu sohbetinde, Mesnevî’nin insanı dönüştüren bir kitap olduğunu söyledi. Hz. Mevlânâ’nın kendi mânevî gelişim sürecini de anlattığı Mesnevî’de insanın ahlâk ve maneviyat bakımından gelişimini ve yükselişini izlemenin mümkün olduğunu belirten Güngör: “Mesnevî’nin başındaki ney hikâyesi, insanın ve Hz. Mevlânâ’nın hamlık, pişme ve yanma evrelerini, yani mânevî olgunlaşma sürecini metafor yoluyla anlatmaktadır” dedi.

Mesnevî’den herkesin kendi seviyesine göre ne ararsa onu bulacağını belirten Güngör, Hz. Mevlânâ’nın bu eseri, her şeyden önce kâmil bir mürşid olarak dervişlerini terbiye etmek için yazdığını kaydetti. Tasavvufî bir eğitim kitabı olarak yazılan Mesnevî’nin tasavvuf bilinmeden tam olarak anlaşılamayacağını, edebî sanatların ustalıkla kullanıldığı bir şiir diliyle yazıldığı için de birtakım edebî incelikler, sembol ve metaforlar bilinmeden de gereği gibi anlaşılamayacağını ifade etti. Mesnevî’deki 1000’den fazla konu başlığında Kur’an âyetlerinin kullanıldığına, 700’den fazla konu başlığında da Hadîs-i şerîf yer aldığına dikkat çeken Güngör, tefsir ve hadis bilinmeden, İslâm tarihi bilgisi olmadan da Mesnevî’yi anlamanın zor olacağını kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla Mesnevî, okunacak bir kitap değildir; dinlenecek bir kitaptır. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm’in ilk emri “Oku” iken, Mesnevî “Dinle” tavsiyesiyle başlamaktadır. Onu kendi başına okumaya kalkışırsan anlayamazsın. Mesnevî’yi açıklayan şerhlere müracaat etmeksizin okuyacak olursan yanlış anlarsın. En iyisi, şerhleri bilen, tasavvufu, tefsiri ve benzeri ilimleri bilen ehil birinden dinlemen lâzım.”

Mesnevî’de anlatılan müstehcen gibi görünen hikâyelerde bile Kur’ân-ı Kerîm’in açtığı bir perspektif bulunduğunu belirten Güngör, “meselâ Lût kavmi kıssasını, o kavmin yaptığı ahlâksızlıkları düşünün. Hz. Mevlânâ da buna benzer hikâyeler anlatarak bu tip ahlâksızlıklara karşı açık bir uyarıda bulunmaktadır. Yoksa bunları özendiriyor değildir. Aksine Allah’ın emir ve yasaklarına uymadığı zaman insanın nasıl hayvanlardan daha aşağılık bir duruma düşerek alçalabileceğini gözler önüne sermektedir. Bu aynı zamanda Kur’ân’ın da üslûbudur. Lût kıssası bunun en tipik örneğidir” dedi.

Geleneğimizde, yazılan kitapların sonuna, o kitabın yazımının bittiğini ifade eden “temmet” ya da “ferağ” kaydının konduğunu belirten Güngör şöyle devam etti: “Ancak bu kayda Mesnevî’nin sonunda rastlanmamaktadır. Çünkü Mesnevî, yazımı bitmemiş bir kitaptır. En son üç şehzâde hikâyesi vardır ve bu hikâye yarım kalmıştır. İnsanoğlunun hikâyesi devam ettiği sürece Mesnevî ve benzeri eserlerin yazılması, okunması ve açıklanması hep devam edecektir. Çünkü hikâye bizim hikâyemizdir. İnsanoğlunun bu dünyadaki hikâyesi, İsrafil (a.s.)’ın sûra üflemesiyle kopacak kıyamete kadar devam edecektir. Aliya İzzetbegoviç’in deyimiyle dünya hayâtı, kazananı ancak iman eden ve salih ameller işleyenlerin olduğu bir oyundur. İşte Mesnevî, bu oyunun kazananının biz olmamız için yol gösterici olarak yazılmış bir kitaptır, onun için bitmemiştir. Dolayısıyla Mesnevî’yi anlama yolculuğumuz da devam etmelidir. Bu yolculuğun devam etmesine vesile olacak olan Antalya Mevlevîhânesini aslına uygun faaliyetlerle yeniden halkın hizmetine sunan Antalya Valiliği,  İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Akdeniz Üniversitesi, Büyükşehir Belediyesi ve İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne şükranlarımızı sunarız.” ifadelerini kullandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here